Bazı düşünürler "hata kaynakları" hakkında şunları söylemişler...

HATA KAYNAKLARI

İBN-İ HALDUN  ( D 1332 -Ö1406 ) 'a göre

1.  Olayların meydana geldiği cemiyetin/toplumun medeniyet seviyesini bilmemekten doğan hata

2.  Araştırıcının bizzat kendisinin de araştırma yapılan toplumun ferdi/bireyi olması
(olayları temayülüne/geleneksel normalara göre yorumlamasından kaynaklanan hatalar)

3.  Olayların başkalarından naklen/duyumlarla öğrenilmesi halinde yanlış anlamaktan ve gelişigüzel
tahminler yürütmekten doğan hatalar.

4.  Yanlış zanların halk arasında yaygınlaşmasından ve araştırıcının bu yanlış halk efkarından/kişilerden etkilenmesi.

5.  İncelenen olaylarla ilgili fertlerin/kişilerin veya onların nufüzlarının etkisi altında kalmaktan doğan hatalar.

6.  Mensup olduğu zümrenin/toplumun kendisine aşıladığı fikirleri benimsemiş olmasından doğan hatalar.

7.  Hiçbir etki altında kalmadığı hallerde dahi bizzat kendisinin hakikat/gerçek olmayan şeyleri hakikat/gerçek kabul etmesinden doğan hatalar.

İBNİ HALDUN KİMDİR? 1332 yılında Tunus da doğdu. Geçmişte birçok önemli devlet ve bilim adamı yetiştirmiş bir aileye mensuptur. İlk bilimsel çalışmalarını hukuk üzerinde yaptı ve bu konuda kendisini yetiştirdi. Daha sonra matematik, edebiyat, mantık, tefsir, hadis ve gramer dallarında ögrenim gördü. Döneminin bilim adamlarından dersler aldı. 20 yaşlarından itibaren devlet idaresinde görevler üstlendi. Tunus emirinin baş katipliğine getirildi. Bu yıllarda kuzey afrikada bulunan islam ülkeleri arasında siyasi ve fikri mücadeleleri vardı. Nitekim bir süre sonra Tunus hükümdarı bir savaşta öldürüldü. Onun yerine geçen idareciler ise, İbni haldun'a karşı cephe aldılar. Bu nedenle, İbni haldun kardeşinin bulunduğu Fas'a geçmek zorunda kaldı. İbni haldun bir iddia ile hapse atıldı. Fas sultanının ölümü üzerine hapisten kurtulan ibni haldun, bu kez de ispanyadaki BENİ AHMER DEVLETİ'NE geçti. İdarecilerin isteği üzerine Kastilya kralı zalim Pedro'nun yanında elçi olarak görevlendirildi. İBNİ HALDUN, devlet hayatıyla dini hayatın sınırlarını ortaya koyarken, bir çesit Laik Devlet sistemini savunmuştu.1406 yılında ölen ibni haldun'un temel gayesi; islam medeniyetinin tarihi ve sosyolojik problemlerine ışık tutmak ve islam kültürüne yeni bir canlılık kazandırmaktı.



FRANÇİS BACON ( D: 1561-Ö 1626 )'a göre  - İngiltere-

"Bizi yanılmalara götüren bir takım önyargılarımız vardır ki, bunlar gerçeği olduğu gibi algılamamıza engel olurlar"; diyordu.

Bacon  bunlara idola (put, hayalet) adını veriyordu.

(a) Mağara idolü: İnsanlar çevrelerine içine kapanmış oldukları mağaralarından bakmaktadırlar. İnsandan insana etkileri farklıdır. Diğer bir değişle, insanın mağarası içinde yaşadığı sosyal ortam, eğitim seviyesi, kişiliği, fizyolojik yapısı, istekleri, hedefleri, geçmişteki deneyimleri, inançları, toplumun önyargıları ve benzeri sosyo-psikolojik özelliklerinden ibarettir. Yansımaları belirli bir disiplin veya teoriye, her ne olursa olsun verilen destek, bazı otoritelere (kurum veya kişilere) gösterilen saygı, belirli olayları daha dar bir düşünce kapsamına indirgemek ve bu dar eğitim ve görüş içinde ele almaktan ibarettir.
(b) Kabile idolü:  İnsan türüne mensup olmanın, insana yaptığı etkiler, eşitlik, alaka, meşguliyet, ihtirastan ibarettir.
Bunlar  insanın doğasında bulunan eğilimleri ve zayıf yönleridir. Doğuştan itibaren var oldukları için tamamiyle ortadan kaldırılamazlar; farkına varıldığında bu eğilimlerin kısmen önüne geçilebilir. Örneğin, duyu organlarımız monoton olup (ani değişikleri farkedip algılamada yanılmaya yatkındır) kolaylıkla aldanabilir. İnsanların "olması arzulanan düşünce" (wishful thinking) eğilimi vardır; yani, insanların bir olayın "gerçek" olduğunu kabullenmeye, inanmaya ve hatta doğruluğunu ispatlamaya çalışmak gibi eğilimere girerler. Bacon, insanın bir olay karşısında hemen sonuca varma ve premature (erken/vakitsiz/olgunlaşmamış) sonuçlar çıkarmayı ve yargılar oluşturmayı, bu idol kapsamında saymaktadır.
(c) Çarşı/Pazar Yeri idolü: Bacon, açık ve sarih (net) bir düşüncenin önünde engeller olduğunu belirtmektedir. Bu engellerle suçlanan sanık "dil"dir; bununla sadece günlük konuşma dilini kastetmemektedir: topluluktaki bazı söylemler, kullanılan kelimeler, çeşitli akademik çevreler veya kurumların kullandığı özel jargonları (teknik manadaki kelimeleri) kapsanmaktadır. Bacon, kelimelerle algılamayı etkileyen idollerin iki türlü olduğunu belirtmektedir: bunlar ya mevcut olmayan şeylerin (Aristo kosmolojisinde evrenin kristalimsi bir küre olarak tanımlaması gibi) isimleridir ya da "yanlış", "net olmayan", "yanlış anlama veya yorumlara" neden olabilen ("nem", "faydalı/yararlı" gibi kelimeler kafa karıştırıcı veya net ve somut olmayan kelimelere örnek olarak verilebilir) kelimelerdir.
(d) Tiyatro idolü: Mağara idolü gibi, doğuştan var olmaktan ziyade, kültürel olarak edinilir. Tiyatro idolü bir roman veya tiyatro oyunundaki gibi gerçeğin yapay bir şekilde taklidini çağrıştırsa da, Bacon bunların felsefe sistemlerinden türetildiğini belirtmektedir. (1) Sofistike felsefe, rastlantısal olarak yapılan birkaç gözleme (veya hiçbir deneysel veri olmaksızın) ve esasında soyut tartışmalara ve spekülasyonlara dayanır (Bacon skolastisizmi buna örnek olarak verir), (2) Amprik felsese, çok dar bir araştırma alanına kısılmış, bir tek anahtar kavrayışına dayanır ve her türlü olayı açıklamak için bir modele veya cennete dönüştürülür. Bacon, William Gilbert'in mıknatıs ile yaptığı deneyleri onun dünyevi her türlü olayın hemen hepsinin arkasında manyetizmanın olduğuna kendisini ikna etmesini örnek vermektedir. (3) Batıl inanç felsesefesi, bu deyim felsefe ile dini bir birine karıştıran herhangi bir düşünce için kullandığı deyimdir. Bu uygulamaların suçlusu olara Patagoras ve Plato'yu suçlu olarak göstermektedir.


 DESCARTES  (D 1596 -Ö 1650); Fransa

1.   Peşin hükümler (peşin hükümleri insanı yanlış yapmaya iten kaynaklardan biridir; sosyal, toplumsal, ekonomik etmenlerden kaynaklanan kişide klişeleşmiş birçok peşin hükümler mevcuttur)

2.   Peşin hükümlerin sürdürülmesi (kimi zaman birey farkına varsa da--kişisel menfaatleri gereği veya inatçılığından ötürü--bu peşin hüküm verdiği uygulamaları terk etmez veya terk etmek istemez)

3.   Zihnin tembelliğe alışması (sorunlara şablon cevaplar arama ve sorunlar karşısında bu şablonları kullanmak, olaylar üzerinde düşünmeme ve sentezlememenin bir sonucudur)

4.   Kelimelere bağlılık


HATALARDAN  KURTULMA KURALLARI

1.   Açıklık ve seçiklik kuralı (Net olma)

2.   Tahlil kuralı (analiz, ayırım)

3.   Terkip kuralı (sentez, birleştirme)

4.   Sayma kuralı (Hesap, kitap yapma)